Disiplin, çoğumuzun zihninde olumsuz yansımaları olan bir sözcük. Belki de çocukken nasıl “disipline” edilmeye çalışıldığımızla da alakalı kelimenin bu talihsiz imajı.
Cezalandırılarak, korkutularak hatta belki de aşağılanarak öğrendiysek hayatın içerisinde “birisi” olmayı, şimdi tüm hücrelerimizle baş kaldırıyor olabiliriz disipline dair her şeye.
Hem sosyal hem klinik gözlemim bu noktada bana bir fikir verdi: Çoğumuz “istek” ile “eylem” arasındaki o garip grilikte sıkışıp kalmışız. İstemeyi biliyoruz, ama süreklilik sağlamayı, kararlı olmayı, motivasyon oluşturmayı, kendimize sağlıklı bir yerden temas etmeyi, başarıları hazlara tercih etmeyi çoğumuz bilmiyoruz.