Odaklanamıyoruz. Dikkatimizi veremiyoruz. Zihnimiz çeldiricilere hemen kapılıp gidiveriyor.
Evet, birçok sebebine aşinayız bu problemlerin: Dijitalleşmenin sunduğu, birkaç saniye içinde tüketebildiğimiz 'ürün'ler.
Ruhumuzda hiçbir yere dokunmuyor. Bizde bir anlam uyandırmıyor. Fakat tutuyor, oyalıyor, çok kısa süre içinde bize bir şeyler 'sunuyor.' Bu eforsuzluk hali içerisinde bile bir şeyler görebiliyor, izleyebiliyor, bir şeylere gülebiliyor olma hali de elbette kendinin devamını talep ediyor. Yani bağımlı yapıyor.
Bu döngünün kırılabildiği alanlar yaratmanın önemini fark ediyorum resim yaparken.
Resim, iyi bildiğim bir alan değil. Hobi olarak arada sırada yapıyorum. Yani bu eylemi zihnim otomatik şekilde gerçekleştiremiyor. Odaklanmam, dikkat etmem, üzerine titremem, çaba harcamam gerekiyor. Böyle olduğu için de, 1-2 saat boyunca, dikkatimi başka hiçbir şey çelmeden o 'anda' olabilmenin keyfine varabiliyorum. Heyecanlandırıyor aktif bir eylemin içerisinde olmak. O şeyi ortaya koyan kişi olmak bir sorumluluk yüklüyor.
Bunu yapabildiğime göre diyorum, odaklanma becerimi kaybetmiş olamam.
Kaybettiğimiz başka şeyler var belki.
Vaktimizin değerini, Anlamlı bir şeyler yapmanın önemini, Ruhumuzda ufak da olsa bir duygu uyandıran şeylerin peşinde koşmanın heyecanını kaybediyoruz.
Hatırlamak ve bu alanları, bu 'an'ları olabildiğince aktif tutmak dileğiyle.