Hiç kendinizi bir tartışmanın ortasında aniden bağırırken, ya da tam tersi; en ihtiyacınız olan anda tek kelime edemeyip buz kesmiş halde buldunuz mu?
Bunlar aslında, sinir sistemimiz yoğun bir tehdit algıladığında verdiğimiz yanıtlarla alakalı.
Savaş modunda, yüksek bir enerji patlaması hissederiz. Nabzımız hızlanır, sesimiz yükselir. Bu moddayken saldırganlaşabiliriz, suçlayabiliriz ya da kontrolü elimize almaya çalışabiliriz.
Donma, ya da diğer bir deyişle “felç” modunda ise, savaşacak ya da kaçacak enerjimiz kalmamıştır. Sinir sistemi bir nevi şalterleri indirerek enerjiyi askıya alır. Bu moddayken tepkisizleşmek, sessizleşmek, uzaklaşmak, öfke dahil hiçbir duygunun hissedilmemesi, hareketlerin yavaşlaması çok olasıdır.
Donma modu hayatın içerisinde kendisini farklı farklı şekillerde gösterebilir: Tartışmalarda söylemek istediğiniz şeyler olmasına rağmen ağzınızı bir türlü açamamak, canınızı sıkan durumlarda oradan ayrılacak gücü kendinizde bulamamak, karar vermekte zorlanmak, hislerinizin farkına varamayacak kadar kendi bedeninizden uzaklaşmış olmak gibi.
“Donma” hâli neden endişe verici olabilir? Çünkü donma, bir yönüyle de organizmanın çaresizliğini ifade eder. Ve uzun süre bu modda kalmak duygusal, sosyal ve zihinsel olarak pek çok anlamda maliyetli olabilir. Kişi kendinden, hayatta ne istediğinden, değerlerinden, beklentilerinden uzaklaşarak kendisine yabancılaşabilir. Bu yüzden bu modun fark edilmesi ve dönüştürmeye yönelik müdahalelerde bulunulması oldukça önemlidir.