Yazılar

Kral Kaybederse: bir narsistin çöküşü

Öykü Zeynep Aydın·

Kral Kaybederse dizisinin son bölümü üzerine bir analiz.

Kral Kaybederse izleyicileri, son bölümde bir narsistin yaşayabileceği en acılı sonlardan birine tanık oldular: Güç illüzyonunun çöküşü ve her şeyi kaybediş... Hem dışsal hem içsel bir yıkım. Peki bu sona adım adım nasıl gelindi?

Kenan; başarılı, zengin, karizmatik, sadakatsiz, eğlenceli, ışık saçan, her daim girdiği ortamda en çok dikkat çeken kişi. “Başarılı herkes narsist değildir; ancak pek çok narsist oldukça başarılıdır.” Çünkü başarı, içsel kırılganlığı ve değersizlik duygularını örten güçlü bir zırh gibidir. Aynı zamanda hayranlık, onaylanma ve üstün görülme ihtiyacını doyuran etkili bir savunmadır.

Kenan'ın çevresinde arkadaşları vardır; ancak onlarla gerçek bir yakınlığı yoktur. Onlar, Kenan'ın sahnesinde figürandır. Kenan'ın merkezde olması onu besler; arkadaşları da bu oyunun işleyişinden kazanç sağladıkları için rolü kabullenirler. Bir tür örtük anlaşma: Alan memnun, satan memnun.

Kenan'ın esas olarak ilişki kurduğu kişiler çok daha farklı bir yerde dururlar: Onlar Kenan'la rekabet etmez, onunla parlamaya çalışmaz, ona karşı büyük bir hayranlık duyar ve onu beslemekten memnun olurlar. Yerlerini bilirler. Kenan Baran'ın yetişkinlik hikâyesinde - izleyiciye gösterilen kadarıyla - bazı temel bakım veren figürler dikkat çeker: Handan, Fadi, Şoför İsmail ve son olarak terapist.

Handan ve Fadi'nin profilleri özellikle dikkat çekicidir: Fedakârlık ve Duygusal Yoksunluk şemaları oldukça belirgindir. Çocukluklarında görmedikleri değeri, Kenan'ın sunabildiği gösterişli sevgi kırıntılarında bulurlar. Narsistik yapılanmadaki kişilerin hayatında uzun süre kalabilen kişilerde bu şemalar sık görülür. Aksi hâlde kimse bu kadar silikleşmeyi, yok sayılmayı uzun süre tolere edemez. Kenan'ın yanında olmak ve onun tarafından “seçilmiş kişi” olmak, bu kişilerin kendi içlerindeki açlığı bir süre giderir.

Şoför İsmail de benzer biçimde Kenan'ı idealize eder. Kenan'ın gücünün yakınında olmak, ona ayrıcalıklı bir pozisyon sağlar ve bu rolü gönüllülükle sürdürür. Kendisinin de sıklıkla söylediği gibi: O, koskoca Kenan Baran'dır. Onu tahtından kimse indiremez. Ancak narsistik ve bağımlı yapılanmadaki kişi için bakım veren figürlerin kaybı yoğun bir panik duygusu yaratır. Çünkü bu kişiler, adeta onun yüzmek için kullandığı kollukları gibidir. Ve bu kolluklar birer birer sökülmeye başlar.

Fadi'nin gidişiyle ilk kolluk kaybolur. Yıllarca her şeyi sineye çeken ve Kenan'a büyük hayranlık duyan birinin bir anda Kenan'ı terk etmesi, Kenan için büyük bir sarsılmadır. Dünyaya karşı geliştirdiği düzen, içinde güvende hissettiği sistem ve bu dünyanın tutarlılığı bir anda bozulmuştur. Dünya artık tehlikeli bir yerdir. Güvenlik algısındaki bu majör değişimle birlikte Kenan'da panik ataklar başlar. Bu, aynı zamanda onun güç kaybının ilk işaretlerindendir.

Handan'ın Kenan'dan duygusal olarak çekilişi, Kenan için diğer bir darbe olur. Evliliğin bitişi yalnızca hukuki değildir. Handan'ın artık Kenan'a “kolluk” olmamayı seçmesi Kenan'ı daha da savunmasızlaştırır. Güzelliğin kaybıyla yüzleşmesi de sert olmuştur. Genç bir kadınla çıktığı randevuda, ilk kez yaşlandığına dair gerçeklikle yüzleşir. Tümgüçlülüğüne dair bir çatlama daha yaşar. İşleriyle ilgili oluşan üst üste terslikleri de uzun süre inkar eder. Öyle ya, o Kenan Baran'dır. Büyüklenmeci benlik, tüm bu belirtileri görmezden gelir ve uzun süre “her şey yine düzelir” diye fısıldar. Ama düzelmez. Sahneye çıkıp büyü yapma zamanı bitmiştir.

Kenan'ın terapist seçimi de tesadüfi değildir. Kadın olması, onun için terapötik sınırları esnetmesi (ücret almamak, saatlerde ayrıcalık tanımak...) terapistin kendi fedakârlık şeması ile ilişkilidir. Bu da onu bir başka bakım veren konumuna yerleştirir. Kenan, terapistle iş birliği yapmaz, onun söylediklerini pek dinlemez ama yine de terapide kalır. Çünkü bu kişi henüz onu tamamen terk etmeyen son figürdür.

Son Sahne: Regresyon

Dizi boyunca Kenan'ın çay-kurabiye ile pek işi yoktur. Ama geride kalan son güç sembolleri de (takım elbiseler, antikalar, özel eşyalar..) elinden alındığında bir anda sahnede çocuk Kenan belirir. Ve annesinden (bu sahnede terapist) çay ve kurabiye ister. Bu; narsistik savunmaların çöktüğü, kırılgan benliğin görünür olduğu andır.

Kısacası, Kenan'ın çöküşü yalnızca statünün ve gücün kaybı değildir. Değerli olduğuna dair illüzyonun çökmesidir. Bakım verenler gider, hayranlık biter, güç yok olur... Geriye, uzun yıllar zırh içinde saklanan o incinmiş çocuk kalır.

Bu konuda birlikte çalışabiliriz

İlişki ve Bağlanma Sorunları

Bu yazıda anlatılanları kendi hayatınızda tanıyorsanız, ilgili çalışma alanı sayfasında terapide nasıl çalışıldığını ve ne zaman destek almanın yerinde olduğunu okuyabilirsiniz.

Çalışma alanı sayfası
Randevu ve sorular

Kozyatağı, Kadıköy'de yüz yüze ya da online. Bir mesaj yeterli.

Ya da arayın: +90 545 405 53 67 · Hafta içi 10:00–19:00

Diğer yazılar

Okumaya devam edin