Başkaları kırılmasın diye kendini kıranlar, Kendisi için bir şey yaptığında suçluluk hissedenler, “Hayır” dediğinde gözüne uyku girmeyenler burada mı?
Bu belirtiler, sıklıkla karşılaştığımız “fedakârlık şeması”yla ilgili olabilir.
Amaç: Sevilmek, onay görmek ya da çatışmadan kaçınmaktır.
Zamanla bu tutum kişilere de ilişkilere de zarar verir; çünkü kişi her ne kadar kendisini başkaları için feda etse de sıklıkla aynı şekilde karşılık alamamaktan dolayı öfkeli, her şeye koşturmak dolayısıyla tükenmiş, sınır koyamamaktan dolayı örselenmiş durumdadır.
Ve “iyi insan” olmaya çalışırken, kişi kendinden uzaklaşır.
Bu şema genellikle çocuklukta gelişir:
Duygusal olarak yük taşıyan bir çocukluk, “Sen güçlü olmak zorundasın” mesajları, Ya da “bencillik”le suçlanma korkusu…
Fedakârlık şeması yüksek kişilerin eski inanç sistemini terk etmeleri için hayata dair yeni bakışlar geliştirmeleri gerekir. Bu yeni perspektif şunları içermelidir:
Tüm insanlarla eşit haklara sahibim, tüm insanlar kadar önemliyim.
Ben denklemden çıktığımda bütün dünya paramparça olmayacak. Ama ben devamlı denklemde kalırsam her şeyin sorumluluğunu almaya devam edeceğim ve diğerleri bunu bir görev olarak asla üstlenmeyecek.
Hakkım var: Kendime yatırım yapmaya, “gereklilikler dışında” bir şeyler de satın almaya, kendime vakit ayırmaya, yorgun olmaya, hayır demeye, kırılmaya, çatışmaya...
Elbette bu mesajların eski otomatik mesajların yerini alması kolay olmayacaktır.
Ancak şemalar değişebilir!
Küçük “hayır” deme pratikleriyle, sınır koyduğunla gelen suçluluk hissini hemen bertaraf etmeye çalışmadan o hisle kalabilme becerini geliştirdiğinde, kendine bakıyor olmanın bir lüks değil bir ihtiyaç olduğunu fark ettiğinde, şeman da değişmeye başlayacaktır.